Haziran 30, 2014

Ölümsüz Film Replikleri

Film izlemek benim için en mükemmel aktivitelerden biridir. Bambaşka dünyalara gezintiye çıktığım öyle ki bazı zamanlarda fazlaca kaptırıp kendimi bir film karesi içinde hayal ettiğim bile olmuştur.

Ama beni en çok etkileyen filmlerde kullanılan ve akıllardan çıkmayan replikleridir. Hatta bazıları doyumsuz bir edebiyat eseri tadı bile vermektedir.

Zihnimde ufak bir yolculuğa çıkıp hafızamda kayıtlı olan veya bir köşeye not ettiğim ve araştırıp bulduklarımdan bazılarını paylaşmak istedim kim bilir belki hayata dair size de ufacık bir ışık tutabilir...


  • İnsanlar size kim olduklarını anlatırlar ama biz inanmayız. Çünkü biz onların, olmasını istediğimiz kişiler olmalarını isteriz. (Mad Men-Gelmiş geçmiş en etkileyici dizilerden biri)
  • If you dont fight for what you want, dont cry for what you lost! (İstediğin şeyler için savaşmazsan, kaybettiklerin için ağlama! (Will Smith)
  • Birini aklınızdan silebilirsiniz ama kalbinizden atmak başka bir hikayedir. (Eternal sunshine of the spotless mind-sil baştan)
  • Bazen gerçekleri aklını yalnızca imkansıza açtığında bulabilirsin. (Fringe Dizisi-favorilerimdendi!)
  • Keep your friends close, your enemies closer (Dostunu yakın tut düşmanını daha da yakın-Gotfather-Baba)
  • Siyasiler gerçeği örtmek, sanatçılar ise gerçeği göstermek için yalan söylerler (V for Vendetta)
  • Bazılarının tesadüf dediği şey bana göre sonuçtur.Başkalarının fırsat dediği şey bana göre maliyettir. (Matrix)
  • Umut! İnsanın vazgeçemediği illüzyon Aynı anda en büyük güç ve en büyük zayıflık kaynağınız. (Matrix)
  • İnsanların ama kelimesinden önce söylediklerinin hiçbir önemi yoktur. (Game of Thrones)
  • Geçmiş ender olarak bizim istediğimiz gibidir. Gelecek ise bilinmez. Şu anı kucakla!(?)

Eminim daha hepinizin aklında olan veya yeri geldiğinde hatırladığınız, izlerken sizi düşünmeye sevk eden binlerce güzel cümleler vardır..Hatırlanması ve düşünülmesi dileğiyle...

Sevgiler






Haziran 25, 2014

Anneden Masallar

Yıllar içinde yaşadığımız değişimleri, farklılaşmayı ve olgunluğa erişmemizi en iyi gözlemleyen kişiler annelerimiz sanırım. Yaptığımız geçmişe dayalı sohbetlerde, annemin anlattıklarını dinlerken sanki başka birinden bahsediyormuş gibi gelirdi her defasında. Aslında hepsi geçirdiğimiz bedensel ve ruhsal evrimle alakalı olsa gerek.
Genellikle klişe halini almış olan "Can çıkar huy çıkmaz" lafı beni hep güldürmüştür:) Başkasının değişmeyeceğini bir şekilde kabul ederken kendimizin de değişmediğini söylemek ne kadar doğru acaba..Yaşadığımız her şey bizim değişimimizle alakalı değil mi aslında? Sorumluluklar, işiniz, aileniz, ebeveyn olma durumu, okuduklarınız, yazdıklarınız, yaşadıklarınız hepsi bir değişimin eseri değil mi?
Hayatın aslında durağan olmadığının bir işareti değil mi? Elbette alışkanlıklar değişir, fiziksel özellikler değişir, yaşadığınız ortamlar ile ilgili koşullar değişir, iş değişir, eş değişir, ev değişir, nefret ettiklerimiz değişir, sevdiklerimiz değişir, ...

Ama hayatımızda değişmeyenler ve değiştiremediklerimiz neler? Kalıcı ve silinmeyen, akıllardan çıkmayan ve asla unutamadıklarımız! Annemin benim çocukluğumla ilgili anlattıklarından yola çıktığımda bu sorunun cevabını vermek kolaylaşıyor..Peki siz verebiliyor musunuz? Hayatınızdan asla değişmeyen ve gerçekte sizi siz yaptığına inandığınız hangi özelliğiniz?

Sevgiler...

Haziran 23, 2014

Çocuklar...

Benim baştan sona anlatmaktan bıkmayacağım ve her zaman içimi titreten hikayelerim, genellikle çocuklarımla ilgili olanlar. Annelerin pek çoğu da bu fikre katılırlar sanırım çünkü hiçbirimiz çocuklarımızı konuşmaktan bıkmayız.

Yıllar önce bir yoga dersi çıkışında, (o zaman henüz çocuk sahibi değildim...) iki genç anne sürekli çocukları ile ilgili konuşmaya, onların huylarını, özelliklerini, hikayelerini aralıksız olarak anlatmaya başladılar ve en sonunda da üstüne tüy dikip "durun bir de resimlerini göstereyim!" dediler Yanımda ki arkadaşıma o gün söylediğim şeyi hiç unutamam.."Lütfen bana hatırlat! İleride çocuk sahibi olduğum da asla bu kadınların yaptığını yapmayayım..:)"

Tabii üzerinden yıllar geçti ve ben de iki güzel kız çocuğu annesi oldum. Aman Allah'ım  bu bir salgınmış meğer! Gerçekten de o kadınların yaptığını yapar oldum ve sürekli çocuklarım hakkında konuşmaya, onlardan bahsetmeye başladım; yaptıkları komiklikler, akıllardan çıkmayan inanılmaz soruları, seni dehşete düşüren bilgelikleri ile ilgili. Ve tabii üzerine bende tüyünü dikip "bakın bunlar da kızlarım" deyip resimlerini göstermeyi de ihmal etmedim.:)

Sanırım yaptığım tek farklılık;  tüm bu sohbetleri benim gibi evli ve çocuklu olan arkadaşlarımla veya gerçekten çocuklara çok düşkün olan bekar arkadaşlarımla yapma gayret etmem...İnsanların hayatında ki önceliklere her zaman saygı göstermek gerektiğine inananlardanım ve bunun mutlaka karşılıklı olması gerek. Benim önceliğim çocuklarım, diğer insanların  işi, eşi, sevgilisi, arkadaşları, sağlığı, kariyeri vs olabilir..

Güzel olan ise bunların hepsi ile ilgili konuşabilecek bilgiye ve herkesi dinleyebilecek bilgeliğe sahip olabilmek..Umarım bir gün biz de o noktaya ulaşırız.:)

Sevgiler


Pozitif Düşünme

Pozitif düşünme konusunda okuduğum makalelerden çıkardığım sonuç şu ki; gerçekten insan yaşamında çok büyük etkisi olduğunu kabul etmek lazım.

Ancak, başkalarına bu konuda tavsiye vermek  kolay olsa da bunu başarmanın ne denli zor olduğunu anlamak çok da zaman almıyor. Benim çevremde insanlar genellikle pozitif enerji yaydığımı ve benimle birlikte zaman geçirmekten keyif aldıklarını söylerler. Bunun sebebi; düş kırıklıkları yaşadıklarında olumlu düşünmenin çok faydasını görecekleri konusunda destekleyici olmam sanırım :)

Ne yazık ki bunu  hayata geçirmek o kadar da kolay değil! En azından kendi adıma bunu söyleyebilirim..Tüm dünyada insanların tamamının pozitif düşünmeyi başardığını varsaysak acaba daha mutlu yaşayacağımızın garantisi olabilir miydi??

Belki de bütün o çeşitliliğin ve olumsuzluğun da yaşamda bir yeri var, bu sayede alacağımız derslerle  bedenimizi ve ruhumuzu besliyoruz! Ne dersiniz? Kararı siz verin ama yine de düşüncelerinizin yarattığı etkileri de gözardı etmeyin!
Sevgiler

Haziran 09, 2014

Ruh Hali

Hayatımızda en çok değişkenlik gösteren şey sanırım ruh halimiz.

Yediğimizden-içtiğimizden, giydiğimizden-gördüğümüzden, hastalığımızdan-sağlığımızdan, paramızdan- parasızlığımızdan v.b. en çok etkilenen ve bize sürekli bir şeyler anlatmaya çalışan, o tuhaf ruh hallerimiz.
Beynimizin bize yaptığı bir oyunun yansımasıdır aslında bu değişken ruh halleri. Üstelik bazıları da acımasız oyunlardır. Neyse ki insanoğlu, her şey de olduğu gibi bu değişken ruh hallerinde de çözümü, ona ayak uydurmakta bulmuştur.
Ben her zaman içinde bulunduğum ortamda, yaşadığım olumsuzlukları atlatmak için değişen ruh halime bir deadline (zaman sınırı) koyarım ve vakti geldiğinde de normal diyebileceğim yada asgaride kendimi nötr hissettiğim o ana dönmeye çalışırım. Bazen zaman aşımına uğradım ve bir türlü varış çizgisine ulaşamadığımda olmuştur elbet, lakin çok dert etmemek lazım, ruhu besleyen işlerle vakit harcayarak eninde sonunda mutlu sona erişmek mümkün.

En büyük değişiklikler iş yerim de vuku bulmuştur. Bazen huzursuz, bazen heyecanlı, bazen keyifsiz, bazen mutlu en çok da yaptığım işten tatmin olmamış hislerle güne başlar ve bitiririm. Ve günün sonunda o meşhur soruyu mutlaka kendime sorarım "Ben burada ne yapıyorum?!"

Kalbi genç tutarmış bu değişken ruh halleri! Her daim değişim güzel ister ruhumuzda ister bedenimiz de olsun!

Sevgiler.


Haziran 06, 2014

En Sevdiğim Gün.....CUMA

Genellikle küçük yaşlarda özellikle okul döneminde en sevdiğim gün cuma, en sevmediğim günde pazar günüydü. Bu konu kesinlikle tartışmaya açık değildi ve ilerleyen yaşlarımda da aynı nokta da olacağım hakkında hiç bir fikrim yoktu. (Maalesef:)

Okul zamanında cuma günü son ders zili çaldığında çantamı telaşla toplayıp bir an önce yollara koyulmak için acele eder, okul kapısı önünde arkadaşlarımla cumartesi gününün planlarını hızlıca yapar ve eve varır varmaz da sokağa fırlardım.

En çok da akşam bir kaç saat geç yatabilme iznim olduğu için sevinir ve ödevlerimi cuma akşamı yapmak zorunda olmadığımdan gönlümce dinlenir, eğlenirdim.

Gel zaman git zaman büyüdüm, okullar okundu, bitti çok şükür; velev ki hayat değişmedi hala en sevdiğim gün cuma! İş hayatında her şey okul döneminde olduğu gibi tek fark ev ödevi olmayışı tabii şanslıysanız.

Bu hafta sonunun da planı çoktan belli ama mutlaka bir hafta sonu plansız ve sürprizlerle dolu geçirmek gerek, zaman çok hızlı ilerliyor, keşke yapsaydım diyeceklerimizi ötelemeden o çok sevdiğimiz cuma gününden başlayıp pazar gününe kadar gerçekleştirmeye çalışalım.

Keyifli hafta sonları.....

Haziran 04, 2014

Günlük Falınız

Sabah işe geldiğimde yaptığım ilk iş gazetelerin internet sayfalarını açıp, günlük haberleri okumaktır. Ama mutlaka o günkü astroloji yorumunu okumadan geçmem. Bunun bana en iyi gelen tarafı; iyi dileklerin gerçekleşecek olmasını beklemek!

Ama herkes bu kadar eğlenceli bulamayabilir. Özellikle bu yorumlarda o gün iş yerinde kötü sürprizler olacağı, ya da ilişkilerinde problem yaşayabileceği vb. konularla ilgili yapılan olumsuz görüşlerin etkisinde kalıyorsa:) Ben genellikle o gün için söylenen pozitif yorumların ve  yaşamla ilgili güzel tahminlerin tamamının, kendi inancımızla gerçekleşme olasılığının arttığına inananlardanım. Bundan ötürü de olumsuz olanlarıyla hiç işim olmaz!!

Özellikle hayal gücünü eskisi gibi kullanamamaktan dolayı yaşam senin için tek düze bir hal almışsa, belki de birilerinin sana bunu tekrar hatırlatması iyi gelebilir.

Pozitif düşünmenin insan hayatında yarattığı etkisi ve gücünü anlatan yazılar okuyup takip ettiğim dönemlerde, bunun  en çok da ilerleyen yaşlarda ihtiyaç duyduğumuz bir şey olduğuna karar verdim. Tüm o günlük koşuşturma ve sorumlulukların içinde bir parça hayal kurup, sonunda o hayalin gerçekleşmesini umut etmek ve bununla ilgili pozitif düşüncelere dalmak en azından kısa anlarda büyük mutluluklar yaratabilir ve belki çocukken başarabildiğimiz hayal kurma yeteneğini yeniden canlandırabilir.

Asla hayal kurmaktan ve dilden dile dolaşan güzel hikayelerin, belki de senin yaşamının içinden çıkabileceği inancından vazgeçme!

Haziran 03, 2014

Kadınlarla ilgili klişeler:)

Beni en çok eğlendiren konuların başında kadınlarla ilgili klişeler gelir. Neden mi? Sebebi çok basit çünkü bunların pek çoğu doğrudur. Hayatım boyunca genellikle kadın popülasyonunun fazlaca olduğu ortamlarda yer aldım. Çalıştığım yerlerde, evde, okulda vs. Mutlaka kadınlarla ilgili anlatılan hikayelerin eninde sonunda haklılık payı olduğunu kabul ettim.

Size de birkaç örnek vereyim kendiniz karar verin;

1) Kadınlar çoğunlukla dışarı çıktıklarında, hemcinslerinin gözüne hoş görünmek ve rekabet tutkusunun verdiği hislerle bakımlı olmak  için uğraşırlar! (Erkekleri etkilemek için yapılan hazırlığın yüzdesi daha düşüktür genellikle)

2) Hepsinin mutlaka vermesi yada alması gereken birkaç kilosu vardır.

3) Genellikle diyet yapıyor olmakla beraber tatlıya hayır diyemezler özellikle nutella ile ciddi bir bağ kurdukları söylenebilir.

4) Birbirlerinin giyim kuşamlarını eleştirmekten ve kusur bulmaya çalışmaktan acaip zevk duyarlar özellikle sosyal ortamlarda, cafe ve restoranlarda bunu rahatlıkla yapabilecekleri köşelere oturmaya bayılırlar.

5) "Bugün çok bakımsızım valla hiç hazırlanamadım" cümlesinin esas anlamı yaklaşık iki saatimi aynanın karşısında geçirdim demektir.

6) Dedikodu yapmayı gerçekten sevmezler. Dedikodu yapmak yerine dertleşmek kelimesini tercih eder ve haklı bir gerekçeye kavuştururlar yapılan sohbeti. Konu genellikle bekarlar için sevgilileri, evliler için ise kocaları ve çocuklarıdır.

Liste çok uzun ama fazla detaya girip sırları açığa çıkarmak çok da doğru olmayabilir. En sonunda aleyhimize delil olarak kullanılması kuvvetle muhtemel!

Not: Yukarıda ki listede genelleme yapılmıştır ama okuyan her kadının listede ki en az bir seçeneğe evet diyebileceğini düşünüyorum.

Sevgiler.


Haziran 02, 2014

Disiplin...

İlk duyduğunuz da kulağa pek de hoş gelmeyen hatta itici tabir edebileceğiniz bir kelime mi? Yoksa mutlak surette insan hayatında olması gerektiğine inandığınız bir kelime mi?

Çok dikkat etmemekle beraber genellikle disipline önem verdiğimi, yaşam içinde gerekliliğine inandığım durumlar olduğunu gördüm.

Peki ne zaman gerekli? Ne zaman biraz esnetip ne zaman kuralına göre oynamak lazım. Bu ilginç ikilemden çıkmamı sağlayan yine çocuklarım oldu. Bana şaşırtıcı gelmese de pek çoğunuza şaşırtıcı gelebilecek bilgelikte olduklarına kesin olarak inanıyorum. Hatta bazen komiklik ve şaklabanlık yaptığım zamanlar da bile, anne şimdi sırası değil diyebilen bir "abla çocuğa" sahip olmanın bunda rolü büyük.

Gel gelelim disiplinli ve esnek olabilme noktasında ki o ince detaya. Büyük kızım (-büyük dediğime bakmayın daha sekiz yaşında:) günlük tutmaya başladı. Teyzesinin ona aldığı en değerli hediye olduğunu ve her gün mutlaka bir kaç cümle de olsa günlüğüne yazacağı konusunda ona söz verdiğini söyledi. Her şey buraya kadar harika, haftalar geçti gayet özenle ve heyecanla gün içinde yaptıklarını günlüğüne yazdı aynen söz verdiği gibi. (tabii ben bilmiyorum ne yazdığını asla okumadım yanlış anlaşılma olmasın lütfen) Geçtiğimiz hafta araya bir kara kedi girdi ve günlük unutuldu! Ama esas sorun orada değil tabii, sorun bunu fark ettiği anda verdiği tepkide.

Korkunç bir ağlama sesi ve ardından bulanık hafızamızın bize oynadığı kötü oyunun sonucu unutmuş olmanın verdiği derin üzüntü "Ben şimdi ne yapacağım? Beş gün neler yaptığımı hatırlayamam ve üstelik teyzeme de söz vermiştim!" Hıçkırıklar, hüzün, gözyaşı ve drama queen (drama kraliçesi) sahnede! Aman yapma etme derken en son "Canım ne yapalım, olabilir insanlar bazen önem verdikleri şeyleri yapamayabilir veya unutabilirler sende biraz esnek ol güzel kızım."  Maalesef cevap çok sert geldi keşke öylece izleyip köşemde ağlama seslerine razı gelseymişim:)

"Anne sen diyet yaparken esnek olabiliyor musun? Kurallarını bozabiliyor musun? Sen de esnek değilsin!" Bammm bammm! Ateş altında kalınca yapılacak en iyi şey, kendine ardına saklanacak güvenli bir yer bulmaktır ve bende öyle yaptım. "Neyse ki artık diyet yapmıyorum" cevabıyla oradan usulca uzaklaştım.

Evet gerçekten de ne zaman disiplinli  ne zaman da esnek olmalı sorusunun cevabı; yaşadığın hal ve durumlara göre değişkenlik gösterse de her ikisinin de yaşamda vazgeçilmez olduğunu unutmamak gerek.


Sevgiler.