Mayıs 29, 2014

Farkındalık...

Yoga ile haşır neşir olan arkadaşlar bilirler "Anı Yaşa" cümlesinin hayatlarına kattığı anlamı daha da ötesinde gerçekten anı yaşamanın mümkün olup olamayacağını.

Geçen haftalar da bir arkadaşım "Sen bu işe gerçekten gönül versen mükemmel yaparsın. İnanılmaz bir pozitif enerjin var" demişti. Sonraki günlerde düşündüm bende ki cevheri hep başkalarının fark etmesini beklediğimi, en sonunda da fark edilsem bile yeterince pohpohlanıp motive edilmediğimden şikayet edip rutine döndüğümü,  "Amaaan anı yaşıyorum kardeşim!" diyerek bas bas kendimi ikna etmeye çalıştığımı. İşin en komik tarafı da tüm olan biten zarfında zamanın hızlıca akıp gittiğini anı yaşamayı bırak ucundan yetişip de "oh be kardeşim!" diyemediğimi görmek.

Bir sabah kahvaltısında büyük kızımın bir şeylerden şikayet etmeye başladığı bir anda küçük kızımın birden araya girip "Ama bazı şeyler biz istemeden oluyor" dediği an işte öylece kalakaldığım andır! Nasıl yani yaaa sen daha beş yaşındasın ben bir dolu kitap okuyup ardından YOGA felsefesine sarıp daha olmadı inziva kamplarına katılmış insanım! Bu mümkün olabilir mi?  Bunu anlamak benim daha çok zamanımı almıştır ve eminim içimizden bazılarının henüz anlamamış olması da muhtemel. Bana ışık tutan o cümle de yapılması gereken tek şeyin bir çocuğun her zaman yaptığını yapmak ve BASİT düşünmek olduğunu anladım.Yoga felsefesinde bahsi geçen "farkındalık" kavramına biraz daha yakınlaşıp en azından kendi kendimi kandırdığımı ve zaman içinde yola nasıl devam etmem gerektiğini bulmam gerektiğini.

Ne öylece koyuverip gitmek ne de asılı kalıp bağlanmak,  tam tabiri ile "yuvarlanıp gitmek" küçük kızımın yaptığı gibi:)