Mayıs 30, 2014

Bir büyük teşekkür en sevgiliye.....

Bu kocaman ve muazzam güzellikte ki LALE çiçeği resmini, birlikte yola çıktığım ve hala devam eden bu yolculukta bana desteğini esirgemeyen sevgili eşim çizdi. Her yeni arayışımda, her yeni maceramda (pek çoğu maymun iştahlılık da olsa) beni kendine özgü biçimlerde desteklemiştir.:)


Emeğine ve eline sağlık..


Hala iyi ki varsın diyebilmek ne kadar da güzel.


Teşekkür ederim.

Mayıs 29, 2014

Farkındalık...

Yoga ile haşır neşir olan arkadaşlar bilirler "Anı Yaşa" cümlesinin hayatlarına kattığı anlamı daha da ötesinde gerçekten anı yaşamanın mümkün olup olamayacağını.

Geçen haftalar da bir arkadaşım "Sen bu işe gerçekten gönül versen mükemmel yaparsın. İnanılmaz bir pozitif enerjin var" demişti. Sonraki günlerde düşündüm bende ki cevheri hep başkalarının fark etmesini beklediğimi, en sonunda da fark edilsem bile yeterince pohpohlanıp motive edilmediğimden şikayet edip rutine döndüğümü,  "Amaaan anı yaşıyorum kardeşim!" diyerek bas bas kendimi ikna etmeye çalıştığımı. İşin en komik tarafı da tüm olan biten zarfında zamanın hızlıca akıp gittiğini anı yaşamayı bırak ucundan yetişip de "oh be kardeşim!" diyemediğimi görmek.

Bir sabah kahvaltısında büyük kızımın bir şeylerden şikayet etmeye başladığı bir anda küçük kızımın birden araya girip "Ama bazı şeyler biz istemeden oluyor" dediği an işte öylece kalakaldığım andır! Nasıl yani yaaa sen daha beş yaşındasın ben bir dolu kitap okuyup ardından YOGA felsefesine sarıp daha olmadı inziva kamplarına katılmış insanım! Bu mümkün olabilir mi?  Bunu anlamak benim daha çok zamanımı almıştır ve eminim içimizden bazılarının henüz anlamamış olması da muhtemel. Bana ışık tutan o cümle de yapılması gereken tek şeyin bir çocuğun her zaman yaptığını yapmak ve BASİT düşünmek olduğunu anladım.Yoga felsefesinde bahsi geçen "farkındalık" kavramına biraz daha yakınlaşıp en azından kendi kendimi kandırdığımı ve zaman içinde yola nasıl devam etmem gerektiğini bulmam gerektiğini.

Ne öylece koyuverip gitmek ne de asılı kalıp bağlanmak,  tam tabiri ile "yuvarlanıp gitmek" küçük kızımın yaptığı gibi:)

Mayıs 28, 2014

Tamam mı Devam mı?


Maalesef devam!

Koşturmacanın ne zaman son bulacağına siz değil zaman karar veriyor.

En son nerede kalmıştı bu kovalamaca?

Evet iş yerine vardığınız o an da!

Elbette, kimimiz memnun, kimimiz sorgular, kimimiz mutsuz, kimimizde hep bir arayışta ama genellikle hep aynı yerde sıkışıp kalmış!

Geriye dönüp bakmak istemediğimiz gibi ileride de pek bir şey olamayacağı fikrini kendi kendimize söyleyip bir şekilde ikna olmuşuzdur ve işin acıklı tarafı bunu kendi başınıza yapamadıysanız mutlaka size sıkça hatırlatan iş arkadaşlarınız olmuştur. Sonuç: zaman yarışında yine zaman önde! Skor oldu mu sana 2-0 ama üzülme, bu hızlı yarışı bitiş çizgisine yakın zaferle bitirme şansın da yok değil.

Nasıl mı?

Tabii ki gece yastığa başını koyduğunda! İşte o anda kelimeler öyle hızlı akıp gidiyor ve düşünceler zihninde delice köşe kapmaca oynuyor ki, zavallı zaman nasıl dayansın bu karmaşaya ne halin varsa gör deyip köşesine çekiliyor ve sen baş başa kalıveriyorsun, tüm o karmaşanın içinde. Ve ben!
O anda ne yapmam gerektiğini anladım, Gece sesleri kağıda dökülmeye başladı. Bir vakit keşke bir yazıcı olsaydı beynimde diye düşündüğümü hatırlıyorum o anda aklımdan geçen tüm kelimeleri, çocuklarımın gün boyu yaptıkları yada söyledikleri ve genellikle beni şaşırtan cümlelerini, bir sonraki gün ne yapmam veya yapmam gerektiğini hatırlatan bulanık hafızamın devreye girdiği zamanları, en önemlisi de kaçırdığımı düşündüğüm ve sürekli kovaladığım  zamana inat yakaladığım o güzel gece anında zihnimde can bulan bütün sözcükleri olduğu gibi kağıda dökebilsem.

Nasıl ama eğlenceli olmaz mıydı kim bilir daha okuyacak ne güzellikte yazıları kaçırdınız !

Ama üzülmeyin geceden kalanlar günü aydınlatır:)

Sevgiler.
 

Mayıs 27, 2014

İLK SES

Selam,
Geceden kalan sesleri derleyip toparlamaya çalışacağım. Hepimizin gün boyu silip süpürdüğü kelimeleri bir türlü paylaşamadığı sohbetleri, en önemlisi de günden kalanların gecede nasıl dile geldiğini...

Genellikle kadınlara özgü bir şeydir sabahın ağırlığı ile kalkmak ama bir çırpıda gündelik telaşların peşine düşmek hızlıca akıntıya kapılıp sanki arkamızdan atlı değil de at sürüsü koşturuyormuş gibi zamanı yakalamaya çalışmak, beceremeyince de dönüp ardımıza bakmadan her şey yolundaymış gibi davranmak.

Örnek: Pek çoğumuz, büyük yada küçük şehirde yaşayalım fark etmez, çocuklarımızı okula hazırlamak için sabah erkenden kalkar ve neredeyse patlayacak olan tüm enerjimizle güne başlarken, ta ta tammmm geriden gelen bir ses "ben uyanmam! uykum var!" ardından "ben pantolon giymem"diyen kızınızın kulak tırmalayan çığlığı ve onu takip eden topuklu ayakkabı ile okula gitme talepleri çaresizlikler, döküntüler, kaşıntılar ve booom kovalamaca başlar zamanla aranda! En sonunda servis şoförünün bekliyoruz hadi artık gelin telefonun sesiyle ilk raunda bir sıfır mağlup başlayıp gerçekte hiç bir şey olmamış gibi tüm o kovalamacanın ardından geride kalan zamanla yetinmeye başlarsın.

Geçmiş olsun!:)

Daha yeni başladık sinyali işyerinde alınır ilk. Bugün ne gibi tersliklerin çıkacağından habersiz günlük haberleri açarsın benim ki gibi rutini olan bir işteysen  yok eğer  şansızsan kovalamacan ilk fırsatta patronunla ve mesai arkadaşlarınla başlar. Adını koyamadığın çekişmeler, acaba yeterince hırslı değil miyim kaygısı bak herkes ne işler başardı ben hala buradayım homurdanması günün olmazsa olmazı.

Acele etmeyin ben gün içinde ki kovalamacayı burada yaşatmayacağım size arkası yarın:)


Sevgiler...

Tadı damağınızda, lezzeti zihninizde kalan bir yazı olsun istedim!