Eylül 01, 2014

Eskimemek ve Eksilmemek...

Hayat da en zor anlar, yaşanan kayıpların kabulü olsa gerek..Gerçi başka seçenek kalmadığından insan oğlunun unutma ve en azından unutmuş gibi yapabilme dürtüsü kayıplarımızla yaşamayı öğretir.

Geriye dönüp baktığımda en güzel hayatı yaşamış kişileri; yaşamları boyunca eskimemiş ve hayatlarından sevdikleri eksilmemiş olan insanlar olarak tanımlarım. Bence sahip olduğumuz en büyük şans! Yaşınız ilerledikçe sevdikleriniz ve yakınlarınız hatta evlatlarınız sizi unutmaya ve size artık eskimiş olduğunuz hissini vermeye başladığında unutulmuş olmanın kalp kırıklığını atlatmak ne kadar zorsa, sevdiklerinizi birer birer kaybetmenin ve onların yaşamınızdan eksildiğini görmenin üzüntüsü ondan daha da derindir.

Bence hakkını vere vere yaşamanın özü; Anın tadını çıkara çıkara yaşamak çünkü o anda ve yerde sevdiklerinle birlikte mutlu, huzurlu ve sağlıklı isen bundan daha değerli hiç birşey olamaz...

Hayatınızdan sevdiklerinizin eksilmemesi ve anılarınızın eskimemesi dileğiyle..!

Ağustos 11, 2014

Neyin Peşinden Koşmalı?

Çocuk olduk, büyüdük, evlendik, çoluk çocuğa karıştık ve yolu yarıladık hala hazırda neyin peşinden koştuğunuzu bilmiyorsanız büyük bir problem var demektir.

Özel hayatınızda pek çok şeyin yolunda gitmesi size huzur ve mutluluk kapısını her ne kadar açsa da, kariyer ve iş hayatınızda da aynı tatmini yaşama arzusu hiç bir zaman bitmez. Tecrübe ile sabit olan bu tespitte en çok can sıkan detay ise yaşam boyu para kazanmak amacı ile yapmak zorunda olduğunuz işin sizi mutlu etmiyor olması durumudur. Defalarca kendime sorduğum ve pek çok kez de coşkun bir girişimci ruh ile  fikren atıldığım işlerde, hep bir fren mekanizması devreye girmiş ve ayaklarımın yere basmasına sebep olmuştur. Bu kişiliğimle özdeşik bir durum mudur yoksa korkularımdan mıdır bilemedim ama daha fazla pişmanlık yaşamak istemediğim aşikar.

Velhasıl fazla söze gerek yok! vakti zamanın da sizi heyecanlandıran şeylerin peşinden koşmadığınızda, göreceksiniz ki bir süre sonra sizi hiç bir şey heyecanlandırmamakta. Benden size tavsiye, iş oralara varmadan hayallerinizin ve sizi mutlu eden başarı hikayelerinin izinden gidin en azından frene daha az basmaya çalışın! Bilinmez!  Belki de en sonunda  herşey tam istediğiniz anda ve yerli yerinde gerçekleşir.

Sevgiler.

Temmuz 24, 2014

Hayaller...

Geçen haftalarda kızım dedesi ile çok ilginç bir diyaloğa girdi ben de kulak misafiri oldum. Zira çocukların insanların duygularına nasıl dokunduğunu anlatan çok özel bir andı.

C: Dedecim ben büyüyünce Hollywood a gidicem...!

D: AA neresiymiş orası :)

C: Amerika da bir şehir.

D: Ne için oraya gitmek istiyorsun?

C: Ünlü olucam..ve annemin hayallerini gerçekleştireceğim..

Bu diyalogdan, benim ünlü olmak gibi bir hayalim olduğunu çıkarabilirsiniz doğal olarak :) Ama beni en çok etkileyen, çocuğumun benim hayallerimi gerçekleştirmeyi düşünmek konusunda ki hassasiyeti. Nereden ve nasıl böyle bir duyguya kapıldığını bilememekle beraber bende yarattığı mutluluğu tarif etmem olanaksız..

Aslında yapılması gerekenin hayallerinizi bir başkasının gerçekleştirmesini beklemek yerine, vakit geçirmeden işe koyulmak ve onları gerçeğe dönüştürmek. Böylece çocuklarımıza, hayat için de her şeyin mümkün olabileceği ve bunu yapabilecek olanın, kişinin kendisi olduğunu anlatabilmek; sadece bir hayali gerçekleştirebilmekten çok daha öte bir duygu olacaktır.

Tüm hayallerin gerçekleşmesi dileğiyle;

Temmuz 22, 2014

Hızlı Koşan Atın B....k Seyrek Düşer....:)

Bir arkadaşımın sıklıkla kullandığı deyimlerden biridir ve aklıma geldikçe çok gülerim...:) Aslına bakarsanız bu deyimin nereden çıktığı ile ilgili hiçbir fikrim yok ama benim en çok kullandığım yerler genelde telaşa kapılan arkadaşlarımı birazda gülümseterek uyarmak istediğim zamanlar...

Örmek vermek gerekirse; (Bence çoğu zaman gerekmez örneklerle dolu etrafımız ama yine de vericem:)
Benim için kısa ama pek çok kişi için uzun gelebilecek bir tatile çıktım. 10 gün boyunca sahilde çocuklarımla eğlendim, güneşlendim ve yüzdüm tadına doyulmazdı en çok da ailem ve kardeşlerimle vakit geçirdiğim için böyle keyifli, huzurlu ve mutlu hissettim sanırım. Tabii her güzel şeyin bir sonu var teranesinden mütevellit benimde tatil son buldu. Hızlı koşan at nerede b..k seyrek bıraktı diyeceksiniz!! Tabii ki tatile gitmek için yaşadığım o inanılmaz telaş ve sonunda geri dönüş kürkçü dükkanı (iş) durumu bana bu sözü hatırlattı..Ama olsun daha çok tatiller ve telaşlar beni bekler..

Bu at hızlı koşmaya devam edecek bu yaz..:) Siz siz olun yine de çok telaşa kapılmayın çünkü her güzel şeyin bir sonu var en azından o sonu yeterli enerji ile yaşayın...

Temmuz 04, 2014

Anılarda ki Yaz Tatili

Çocukluğumda dört gözle okulların kapanmasını ve o uzun soluklu yaz tatiline ulaşmayı, heyecanla beklerdim. Büyüyüp yetişkinlerin dünyasına katıldığım da gördüm ki tatil kavramı tamamen kılık değiştirmiş.

Yazlık evlerin büyüsünü en çok çocuk olduğum zamanlarda yaşadım. Her yaz gittiğimiz yazlık evimizde, orada buluşacağım arkadaşlarımın özlemini, geçen bir yılın sonunda her birimizin yaşadığı değişiklikleri görecek olmanın heyecanını,  biran önce kavuşmak için hissettiğim telaşı, katettiğmiz dokuz saatlik yolun bir türlü bitmek bilmemesini ve en önemlisi de iki ayın nasıl da su gibi akıp gittiğini asla unutamam.

Yazlık arkadaşlıklarının en keyifli tarafı da, çocukluk anılarınızın hep hatırlamak isteyeceğiniz mutlu ve eğlenceli parçalarını size hatırlatmaları. Sanırım 25 yıllık arkadaşımın da (sevgili Didem) bir yazlık ev arkadaşı olmasının sebebi bu! Bizler yıllar içinde görüşmeyip, bir telefon kadar yakın olabilmeyi, başımız sıkıştığında çekinmeden arayıp dertleşebilmeyi, birbirimize sitem etmeden yıllarca dostluğumuzu paylaşabilmeyi, ve her kavuşmada sanki hiç kopmamışcasına kucaklaşabilmeyi yaz tatillerimizden öğrendik!

Şimdi kendi çocuklarımın da bu keyfi bir parça yaşayabilmesi için seferber olan aile büyüklerine de teşekkür etmek gerektiğini düşünüyorum. (annaanne-babaanne) Bizim unuttuğumuz o lezzeti torunlarına da tattırabildikleri için.

Kısacık da olsa tatil yapamayan ve hayalini kuran herkesin bu yıl keyifli ve güzel bir sürprizle karşılaşması dileğiyle.

Bana iyi tatiller:)

Sevgiler.



Haziran 30, 2014

Ölümsüz Film Replikleri

Film izlemek benim için en mükemmel aktivitelerden biridir. Bambaşka dünyalara gezintiye çıktığım öyle ki bazı zamanlarda fazlaca kaptırıp kendimi bir film karesi içinde hayal ettiğim bile olmuştur.

Ama beni en çok etkileyen filmlerde kullanılan ve akıllardan çıkmayan replikleridir. Hatta bazıları doyumsuz bir edebiyat eseri tadı bile vermektedir.

Zihnimde ufak bir yolculuğa çıkıp hafızamda kayıtlı olan veya bir köşeye not ettiğim ve araştırıp bulduklarımdan bazılarını paylaşmak istedim kim bilir belki hayata dair size de ufacık bir ışık tutabilir...


  • İnsanlar size kim olduklarını anlatırlar ama biz inanmayız. Çünkü biz onların, olmasını istediğimiz kişiler olmalarını isteriz. (Mad Men-Gelmiş geçmiş en etkileyici dizilerden biri)
  • If you dont fight for what you want, dont cry for what you lost! (İstediğin şeyler için savaşmazsan, kaybettiklerin için ağlama! (Will Smith)
  • Birini aklınızdan silebilirsiniz ama kalbinizden atmak başka bir hikayedir. (Eternal sunshine of the spotless mind-sil baştan)
  • Bazen gerçekleri aklını yalnızca imkansıza açtığında bulabilirsin. (Fringe Dizisi-favorilerimdendi!)
  • Keep your friends close, your enemies closer (Dostunu yakın tut düşmanını daha da yakın-Gotfather-Baba)
  • Siyasiler gerçeği örtmek, sanatçılar ise gerçeği göstermek için yalan söylerler (V for Vendetta)
  • Bazılarının tesadüf dediği şey bana göre sonuçtur.Başkalarının fırsat dediği şey bana göre maliyettir. (Matrix)
  • Umut! İnsanın vazgeçemediği illüzyon Aynı anda en büyük güç ve en büyük zayıflık kaynağınız. (Matrix)
  • İnsanların ama kelimesinden önce söylediklerinin hiçbir önemi yoktur. (Game of Thrones)
  • Geçmiş ender olarak bizim istediğimiz gibidir. Gelecek ise bilinmez. Şu anı kucakla!(?)

Eminim daha hepinizin aklında olan veya yeri geldiğinde hatırladığınız, izlerken sizi düşünmeye sevk eden binlerce güzel cümleler vardır..Hatırlanması ve düşünülmesi dileğiyle...

Sevgiler






Haziran 25, 2014

Anneden Masallar

Yıllar içinde yaşadığımız değişimleri, farklılaşmayı ve olgunluğa erişmemizi en iyi gözlemleyen kişiler annelerimiz sanırım. Yaptığımız geçmişe dayalı sohbetlerde, annemin anlattıklarını dinlerken sanki başka birinden bahsediyormuş gibi gelirdi her defasında. Aslında hepsi geçirdiğimiz bedensel ve ruhsal evrimle alakalı olsa gerek.
Genellikle klişe halini almış olan "Can çıkar huy çıkmaz" lafı beni hep güldürmüştür:) Başkasının değişmeyeceğini bir şekilde kabul ederken kendimizin de değişmediğini söylemek ne kadar doğru acaba..Yaşadığımız her şey bizim değişimimizle alakalı değil mi aslında? Sorumluluklar, işiniz, aileniz, ebeveyn olma durumu, okuduklarınız, yazdıklarınız, yaşadıklarınız hepsi bir değişimin eseri değil mi?
Hayatın aslında durağan olmadığının bir işareti değil mi? Elbette alışkanlıklar değişir, fiziksel özellikler değişir, yaşadığınız ortamlar ile ilgili koşullar değişir, iş değişir, eş değişir, ev değişir, nefret ettiklerimiz değişir, sevdiklerimiz değişir, ...

Ama hayatımızda değişmeyenler ve değiştiremediklerimiz neler? Kalıcı ve silinmeyen, akıllardan çıkmayan ve asla unutamadıklarımız! Annemin benim çocukluğumla ilgili anlattıklarından yola çıktığımda bu sorunun cevabını vermek kolaylaşıyor..Peki siz verebiliyor musunuz? Hayatınızdan asla değişmeyen ve gerçekte sizi siz yaptığına inandığınız hangi özelliğiniz?

Sevgiler...

Haziran 23, 2014

Çocuklar...

Benim baştan sona anlatmaktan bıkmayacağım ve her zaman içimi titreten hikayelerim, genellikle çocuklarımla ilgili olanlar. Annelerin pek çoğu da bu fikre katılırlar sanırım çünkü hiçbirimiz çocuklarımızı konuşmaktan bıkmayız.

Yıllar önce bir yoga dersi çıkışında, (o zaman henüz çocuk sahibi değildim...) iki genç anne sürekli çocukları ile ilgili konuşmaya, onların huylarını, özelliklerini, hikayelerini aralıksız olarak anlatmaya başladılar ve en sonunda da üstüne tüy dikip "durun bir de resimlerini göstereyim!" dediler Yanımda ki arkadaşıma o gün söylediğim şeyi hiç unutamam.."Lütfen bana hatırlat! İleride çocuk sahibi olduğum da asla bu kadınların yaptığını yapmayayım..:)"

Tabii üzerinden yıllar geçti ve ben de iki güzel kız çocuğu annesi oldum. Aman Allah'ım  bu bir salgınmış meğer! Gerçekten de o kadınların yaptığını yapar oldum ve sürekli çocuklarım hakkında konuşmaya, onlardan bahsetmeye başladım; yaptıkları komiklikler, akıllardan çıkmayan inanılmaz soruları, seni dehşete düşüren bilgelikleri ile ilgili. Ve tabii üzerine bende tüyünü dikip "bakın bunlar da kızlarım" deyip resimlerini göstermeyi de ihmal etmedim.:)

Sanırım yaptığım tek farklılık;  tüm bu sohbetleri benim gibi evli ve çocuklu olan arkadaşlarımla veya gerçekten çocuklara çok düşkün olan bekar arkadaşlarımla yapma gayret etmem...İnsanların hayatında ki önceliklere her zaman saygı göstermek gerektiğine inananlardanım ve bunun mutlaka karşılıklı olması gerek. Benim önceliğim çocuklarım, diğer insanların  işi, eşi, sevgilisi, arkadaşları, sağlığı, kariyeri vs olabilir..

Güzel olan ise bunların hepsi ile ilgili konuşabilecek bilgiye ve herkesi dinleyebilecek bilgeliğe sahip olabilmek..Umarım bir gün biz de o noktaya ulaşırız.:)

Sevgiler


Pozitif Düşünme

Pozitif düşünme konusunda okuduğum makalelerden çıkardığım sonuç şu ki; gerçekten insan yaşamında çok büyük etkisi olduğunu kabul etmek lazım.

Ancak, başkalarına bu konuda tavsiye vermek  kolay olsa da bunu başarmanın ne denli zor olduğunu anlamak çok da zaman almıyor. Benim çevremde insanlar genellikle pozitif enerji yaydığımı ve benimle birlikte zaman geçirmekten keyif aldıklarını söylerler. Bunun sebebi; düş kırıklıkları yaşadıklarında olumlu düşünmenin çok faydasını görecekleri konusunda destekleyici olmam sanırım :)

Ne yazık ki bunu  hayata geçirmek o kadar da kolay değil! En azından kendi adıma bunu söyleyebilirim..Tüm dünyada insanların tamamının pozitif düşünmeyi başardığını varsaysak acaba daha mutlu yaşayacağımızın garantisi olabilir miydi??

Belki de bütün o çeşitliliğin ve olumsuzluğun da yaşamda bir yeri var, bu sayede alacağımız derslerle  bedenimizi ve ruhumuzu besliyoruz! Ne dersiniz? Kararı siz verin ama yine de düşüncelerinizin yarattığı etkileri de gözardı etmeyin!
Sevgiler

Haziran 09, 2014

Ruh Hali

Hayatımızda en çok değişkenlik gösteren şey sanırım ruh halimiz.

Yediğimizden-içtiğimizden, giydiğimizden-gördüğümüzden, hastalığımızdan-sağlığımızdan, paramızdan- parasızlığımızdan v.b. en çok etkilenen ve bize sürekli bir şeyler anlatmaya çalışan, o tuhaf ruh hallerimiz.
Beynimizin bize yaptığı bir oyunun yansımasıdır aslında bu değişken ruh halleri. Üstelik bazıları da acımasız oyunlardır. Neyse ki insanoğlu, her şey de olduğu gibi bu değişken ruh hallerinde de çözümü, ona ayak uydurmakta bulmuştur.
Ben her zaman içinde bulunduğum ortamda, yaşadığım olumsuzlukları atlatmak için değişen ruh halime bir deadline (zaman sınırı) koyarım ve vakti geldiğinde de normal diyebileceğim yada asgaride kendimi nötr hissettiğim o ana dönmeye çalışırım. Bazen zaman aşımına uğradım ve bir türlü varış çizgisine ulaşamadığımda olmuştur elbet, lakin çok dert etmemek lazım, ruhu besleyen işlerle vakit harcayarak eninde sonunda mutlu sona erişmek mümkün.

En büyük değişiklikler iş yerim de vuku bulmuştur. Bazen huzursuz, bazen heyecanlı, bazen keyifsiz, bazen mutlu en çok da yaptığım işten tatmin olmamış hislerle güne başlar ve bitiririm. Ve günün sonunda o meşhur soruyu mutlaka kendime sorarım "Ben burada ne yapıyorum?!"

Kalbi genç tutarmış bu değişken ruh halleri! Her daim değişim güzel ister ruhumuzda ister bedenimiz de olsun!

Sevgiler.


Haziran 06, 2014

En Sevdiğim Gün.....CUMA

Genellikle küçük yaşlarda özellikle okul döneminde en sevdiğim gün cuma, en sevmediğim günde pazar günüydü. Bu konu kesinlikle tartışmaya açık değildi ve ilerleyen yaşlarımda da aynı nokta da olacağım hakkında hiç bir fikrim yoktu. (Maalesef:)

Okul zamanında cuma günü son ders zili çaldığında çantamı telaşla toplayıp bir an önce yollara koyulmak için acele eder, okul kapısı önünde arkadaşlarımla cumartesi gününün planlarını hızlıca yapar ve eve varır varmaz da sokağa fırlardım.

En çok da akşam bir kaç saat geç yatabilme iznim olduğu için sevinir ve ödevlerimi cuma akşamı yapmak zorunda olmadığımdan gönlümce dinlenir, eğlenirdim.

Gel zaman git zaman büyüdüm, okullar okundu, bitti çok şükür; velev ki hayat değişmedi hala en sevdiğim gün cuma! İş hayatında her şey okul döneminde olduğu gibi tek fark ev ödevi olmayışı tabii şanslıysanız.

Bu hafta sonunun da planı çoktan belli ama mutlaka bir hafta sonu plansız ve sürprizlerle dolu geçirmek gerek, zaman çok hızlı ilerliyor, keşke yapsaydım diyeceklerimizi ötelemeden o çok sevdiğimiz cuma gününden başlayıp pazar gününe kadar gerçekleştirmeye çalışalım.

Keyifli hafta sonları.....

Haziran 04, 2014

Günlük Falınız

Sabah işe geldiğimde yaptığım ilk iş gazetelerin internet sayfalarını açıp, günlük haberleri okumaktır. Ama mutlaka o günkü astroloji yorumunu okumadan geçmem. Bunun bana en iyi gelen tarafı; iyi dileklerin gerçekleşecek olmasını beklemek!

Ama herkes bu kadar eğlenceli bulamayabilir. Özellikle bu yorumlarda o gün iş yerinde kötü sürprizler olacağı, ya da ilişkilerinde problem yaşayabileceği vb. konularla ilgili yapılan olumsuz görüşlerin etkisinde kalıyorsa:) Ben genellikle o gün için söylenen pozitif yorumların ve  yaşamla ilgili güzel tahminlerin tamamının, kendi inancımızla gerçekleşme olasılığının arttığına inananlardanım. Bundan ötürü de olumsuz olanlarıyla hiç işim olmaz!!

Özellikle hayal gücünü eskisi gibi kullanamamaktan dolayı yaşam senin için tek düze bir hal almışsa, belki de birilerinin sana bunu tekrar hatırlatması iyi gelebilir.

Pozitif düşünmenin insan hayatında yarattığı etkisi ve gücünü anlatan yazılar okuyup takip ettiğim dönemlerde, bunun  en çok da ilerleyen yaşlarda ihtiyaç duyduğumuz bir şey olduğuna karar verdim. Tüm o günlük koşuşturma ve sorumlulukların içinde bir parça hayal kurup, sonunda o hayalin gerçekleşmesini umut etmek ve bununla ilgili pozitif düşüncelere dalmak en azından kısa anlarda büyük mutluluklar yaratabilir ve belki çocukken başarabildiğimiz hayal kurma yeteneğini yeniden canlandırabilir.

Asla hayal kurmaktan ve dilden dile dolaşan güzel hikayelerin, belki de senin yaşamının içinden çıkabileceği inancından vazgeçme!

Haziran 03, 2014

Kadınlarla ilgili klişeler:)

Beni en çok eğlendiren konuların başında kadınlarla ilgili klişeler gelir. Neden mi? Sebebi çok basit çünkü bunların pek çoğu doğrudur. Hayatım boyunca genellikle kadın popülasyonunun fazlaca olduğu ortamlarda yer aldım. Çalıştığım yerlerde, evde, okulda vs. Mutlaka kadınlarla ilgili anlatılan hikayelerin eninde sonunda haklılık payı olduğunu kabul ettim.

Size de birkaç örnek vereyim kendiniz karar verin;

1) Kadınlar çoğunlukla dışarı çıktıklarında, hemcinslerinin gözüne hoş görünmek ve rekabet tutkusunun verdiği hislerle bakımlı olmak  için uğraşırlar! (Erkekleri etkilemek için yapılan hazırlığın yüzdesi daha düşüktür genellikle)

2) Hepsinin mutlaka vermesi yada alması gereken birkaç kilosu vardır.

3) Genellikle diyet yapıyor olmakla beraber tatlıya hayır diyemezler özellikle nutella ile ciddi bir bağ kurdukları söylenebilir.

4) Birbirlerinin giyim kuşamlarını eleştirmekten ve kusur bulmaya çalışmaktan acaip zevk duyarlar özellikle sosyal ortamlarda, cafe ve restoranlarda bunu rahatlıkla yapabilecekleri köşelere oturmaya bayılırlar.

5) "Bugün çok bakımsızım valla hiç hazırlanamadım" cümlesinin esas anlamı yaklaşık iki saatimi aynanın karşısında geçirdim demektir.

6) Dedikodu yapmayı gerçekten sevmezler. Dedikodu yapmak yerine dertleşmek kelimesini tercih eder ve haklı bir gerekçeye kavuştururlar yapılan sohbeti. Konu genellikle bekarlar için sevgilileri, evliler için ise kocaları ve çocuklarıdır.

Liste çok uzun ama fazla detaya girip sırları açığa çıkarmak çok da doğru olmayabilir. En sonunda aleyhimize delil olarak kullanılması kuvvetle muhtemel!

Not: Yukarıda ki listede genelleme yapılmıştır ama okuyan her kadının listede ki en az bir seçeneğe evet diyebileceğini düşünüyorum.

Sevgiler.


Haziran 02, 2014

Disiplin...

İlk duyduğunuz da kulağa pek de hoş gelmeyen hatta itici tabir edebileceğiniz bir kelime mi? Yoksa mutlak surette insan hayatında olması gerektiğine inandığınız bir kelime mi?

Çok dikkat etmemekle beraber genellikle disipline önem verdiğimi, yaşam içinde gerekliliğine inandığım durumlar olduğunu gördüm.

Peki ne zaman gerekli? Ne zaman biraz esnetip ne zaman kuralına göre oynamak lazım. Bu ilginç ikilemden çıkmamı sağlayan yine çocuklarım oldu. Bana şaşırtıcı gelmese de pek çoğunuza şaşırtıcı gelebilecek bilgelikte olduklarına kesin olarak inanıyorum. Hatta bazen komiklik ve şaklabanlık yaptığım zamanlar da bile, anne şimdi sırası değil diyebilen bir "abla çocuğa" sahip olmanın bunda rolü büyük.

Gel gelelim disiplinli ve esnek olabilme noktasında ki o ince detaya. Büyük kızım (-büyük dediğime bakmayın daha sekiz yaşında:) günlük tutmaya başladı. Teyzesinin ona aldığı en değerli hediye olduğunu ve her gün mutlaka bir kaç cümle de olsa günlüğüne yazacağı konusunda ona söz verdiğini söyledi. Her şey buraya kadar harika, haftalar geçti gayet özenle ve heyecanla gün içinde yaptıklarını günlüğüne yazdı aynen söz verdiği gibi. (tabii ben bilmiyorum ne yazdığını asla okumadım yanlış anlaşılma olmasın lütfen) Geçtiğimiz hafta araya bir kara kedi girdi ve günlük unutuldu! Ama esas sorun orada değil tabii, sorun bunu fark ettiği anda verdiği tepkide.

Korkunç bir ağlama sesi ve ardından bulanık hafızamızın bize oynadığı kötü oyunun sonucu unutmuş olmanın verdiği derin üzüntü "Ben şimdi ne yapacağım? Beş gün neler yaptığımı hatırlayamam ve üstelik teyzeme de söz vermiştim!" Hıçkırıklar, hüzün, gözyaşı ve drama queen (drama kraliçesi) sahnede! Aman yapma etme derken en son "Canım ne yapalım, olabilir insanlar bazen önem verdikleri şeyleri yapamayabilir veya unutabilirler sende biraz esnek ol güzel kızım."  Maalesef cevap çok sert geldi keşke öylece izleyip köşemde ağlama seslerine razı gelseymişim:)

"Anne sen diyet yaparken esnek olabiliyor musun? Kurallarını bozabiliyor musun? Sen de esnek değilsin!" Bammm bammm! Ateş altında kalınca yapılacak en iyi şey, kendine ardına saklanacak güvenli bir yer bulmaktır ve bende öyle yaptım. "Neyse ki artık diyet yapmıyorum" cevabıyla oradan usulca uzaklaştım.

Evet gerçekten de ne zaman disiplinli  ne zaman da esnek olmalı sorusunun cevabı; yaşadığın hal ve durumlara göre değişkenlik gösterse de her ikisinin de yaşamda vazgeçilmez olduğunu unutmamak gerek.


Sevgiler.

Mayıs 30, 2014

Bir büyük teşekkür en sevgiliye.....

Bu kocaman ve muazzam güzellikte ki LALE çiçeği resmini, birlikte yola çıktığım ve hala devam eden bu yolculukta bana desteğini esirgemeyen sevgili eşim çizdi. Her yeni arayışımda, her yeni maceramda (pek çoğu maymun iştahlılık da olsa) beni kendine özgü biçimlerde desteklemiştir.:)


Emeğine ve eline sağlık..


Hala iyi ki varsın diyebilmek ne kadar da güzel.


Teşekkür ederim.

Mayıs 29, 2014

Farkındalık...

Yoga ile haşır neşir olan arkadaşlar bilirler "Anı Yaşa" cümlesinin hayatlarına kattığı anlamı daha da ötesinde gerçekten anı yaşamanın mümkün olup olamayacağını.

Geçen haftalar da bir arkadaşım "Sen bu işe gerçekten gönül versen mükemmel yaparsın. İnanılmaz bir pozitif enerjin var" demişti. Sonraki günlerde düşündüm bende ki cevheri hep başkalarının fark etmesini beklediğimi, en sonunda da fark edilsem bile yeterince pohpohlanıp motive edilmediğimden şikayet edip rutine döndüğümü,  "Amaaan anı yaşıyorum kardeşim!" diyerek bas bas kendimi ikna etmeye çalıştığımı. İşin en komik tarafı da tüm olan biten zarfında zamanın hızlıca akıp gittiğini anı yaşamayı bırak ucundan yetişip de "oh be kardeşim!" diyemediğimi görmek.

Bir sabah kahvaltısında büyük kızımın bir şeylerden şikayet etmeye başladığı bir anda küçük kızımın birden araya girip "Ama bazı şeyler biz istemeden oluyor" dediği an işte öylece kalakaldığım andır! Nasıl yani yaaa sen daha beş yaşındasın ben bir dolu kitap okuyup ardından YOGA felsefesine sarıp daha olmadı inziva kamplarına katılmış insanım! Bu mümkün olabilir mi?  Bunu anlamak benim daha çok zamanımı almıştır ve eminim içimizden bazılarının henüz anlamamış olması da muhtemel. Bana ışık tutan o cümle de yapılması gereken tek şeyin bir çocuğun her zaman yaptığını yapmak ve BASİT düşünmek olduğunu anladım.Yoga felsefesinde bahsi geçen "farkındalık" kavramına biraz daha yakınlaşıp en azından kendi kendimi kandırdığımı ve zaman içinde yola nasıl devam etmem gerektiğini bulmam gerektiğini.

Ne öylece koyuverip gitmek ne de asılı kalıp bağlanmak,  tam tabiri ile "yuvarlanıp gitmek" küçük kızımın yaptığı gibi:)

Mayıs 28, 2014

Tamam mı Devam mı?


Maalesef devam!

Koşturmacanın ne zaman son bulacağına siz değil zaman karar veriyor.

En son nerede kalmıştı bu kovalamaca?

Evet iş yerine vardığınız o an da!

Elbette, kimimiz memnun, kimimiz sorgular, kimimiz mutsuz, kimimizde hep bir arayışta ama genellikle hep aynı yerde sıkışıp kalmış!

Geriye dönüp bakmak istemediğimiz gibi ileride de pek bir şey olamayacağı fikrini kendi kendimize söyleyip bir şekilde ikna olmuşuzdur ve işin acıklı tarafı bunu kendi başınıza yapamadıysanız mutlaka size sıkça hatırlatan iş arkadaşlarınız olmuştur. Sonuç: zaman yarışında yine zaman önde! Skor oldu mu sana 2-0 ama üzülme, bu hızlı yarışı bitiş çizgisine yakın zaferle bitirme şansın da yok değil.

Nasıl mı?

Tabii ki gece yastığa başını koyduğunda! İşte o anda kelimeler öyle hızlı akıp gidiyor ve düşünceler zihninde delice köşe kapmaca oynuyor ki, zavallı zaman nasıl dayansın bu karmaşaya ne halin varsa gör deyip köşesine çekiliyor ve sen baş başa kalıveriyorsun, tüm o karmaşanın içinde. Ve ben!
O anda ne yapmam gerektiğini anladım, Gece sesleri kağıda dökülmeye başladı. Bir vakit keşke bir yazıcı olsaydı beynimde diye düşündüğümü hatırlıyorum o anda aklımdan geçen tüm kelimeleri, çocuklarımın gün boyu yaptıkları yada söyledikleri ve genellikle beni şaşırtan cümlelerini, bir sonraki gün ne yapmam veya yapmam gerektiğini hatırlatan bulanık hafızamın devreye girdiği zamanları, en önemlisi de kaçırdığımı düşündüğüm ve sürekli kovaladığım  zamana inat yakaladığım o güzel gece anında zihnimde can bulan bütün sözcükleri olduğu gibi kağıda dökebilsem.

Nasıl ama eğlenceli olmaz mıydı kim bilir daha okuyacak ne güzellikte yazıları kaçırdınız !

Ama üzülmeyin geceden kalanlar günü aydınlatır:)

Sevgiler.
 

Mayıs 27, 2014

İLK SES

Selam,
Geceden kalan sesleri derleyip toparlamaya çalışacağım. Hepimizin gün boyu silip süpürdüğü kelimeleri bir türlü paylaşamadığı sohbetleri, en önemlisi de günden kalanların gecede nasıl dile geldiğini...

Genellikle kadınlara özgü bir şeydir sabahın ağırlığı ile kalkmak ama bir çırpıda gündelik telaşların peşine düşmek hızlıca akıntıya kapılıp sanki arkamızdan atlı değil de at sürüsü koşturuyormuş gibi zamanı yakalamaya çalışmak, beceremeyince de dönüp ardımıza bakmadan her şey yolundaymış gibi davranmak.

Örnek: Pek çoğumuz, büyük yada küçük şehirde yaşayalım fark etmez, çocuklarımızı okula hazırlamak için sabah erkenden kalkar ve neredeyse patlayacak olan tüm enerjimizle güne başlarken, ta ta tammmm geriden gelen bir ses "ben uyanmam! uykum var!" ardından "ben pantolon giymem"diyen kızınızın kulak tırmalayan çığlığı ve onu takip eden topuklu ayakkabı ile okula gitme talepleri çaresizlikler, döküntüler, kaşıntılar ve booom kovalamaca başlar zamanla aranda! En sonunda servis şoförünün bekliyoruz hadi artık gelin telefonun sesiyle ilk raunda bir sıfır mağlup başlayıp gerçekte hiç bir şey olmamış gibi tüm o kovalamacanın ardından geride kalan zamanla yetinmeye başlarsın.

Geçmiş olsun!:)

Daha yeni başladık sinyali işyerinde alınır ilk. Bugün ne gibi tersliklerin çıkacağından habersiz günlük haberleri açarsın benim ki gibi rutini olan bir işteysen  yok eğer  şansızsan kovalamacan ilk fırsatta patronunla ve mesai arkadaşlarınla başlar. Adını koyamadığın çekişmeler, acaba yeterince hırslı değil miyim kaygısı bak herkes ne işler başardı ben hala buradayım homurdanması günün olmazsa olmazı.

Acele etmeyin ben gün içinde ki kovalamacayı burada yaşatmayacağım size arkası yarın:)


Sevgiler...

Tadı damağınızda, lezzeti zihninizde kalan bir yazı olsun istedim!